Ya Şimdi Ya Asla (The Bucket List)

Yazan: türker | Tarih 25 Şubat 2008 | Yorum  2 Yorum
BerbatKötüOrtaGüzelHarika 1 kez puan verildi, Ortalama: 5 (5 üzerinden)
Loading ... Loading ...

Ya şimdi ya aslaŞubat ayının başında vizyona giren bu filmi geçen hafta sonu izleme fırsatı buldum. Aslında sinemeya giderken özellikle bu için gitmemiştim. Şu filme mi girelim yoksa diğerine mi derken filmin künyesine bakınca hiç aklımda olmayan bu filmi tercih ettim. 3. haftasının sonunda Türkiyedeki box office listesinin onuncu sırasında kendine yer edinmiş. Devam etmeden önce filmin künyesini vereyim ve halen izlememiş olanları uyarayım, yazıda spoiler mevcutttur.

Filmin orjinal adı ”The Bucket List”, yönetmeni Rob Reiner, senaristi Justin Zackham, baş rol oyuncuları Jack Nicholson ve Morgan Freeman ve süresi 97 dakika. Rob Reiner daha önce 10a yakın sinema filminde yer almış (çoğunda yönetmen olarak, pek azında oyuncu olarak) ve sanırım onu hatırlayanların çoğu “Bir Kaç İyi Adam (A Few Good Man)” filmiyle hatırlayacaklardır. Başrol oyuncuları hakkında pek fazla söz söylemeye gerek yok. Belki her filmlerinde süper performanslar sergilememiş olabilirler ama her ikisnin de adını andığımızda sinema ile ilgili azçok ilgili olan herkesin aklına bu oyunların oynadığı birkaç gelecektir. (Jack Nicholson: Köstebek, Batman, Birkaç İyi Adam, Hoffa… Morgan Freeman: Aman Tanrım, Batman Başlıyor, Amistad, Şanslı Sleven…) Filmin türü komedi, dram olarak geçiyor. Sizi güldürdüğü bölümler oldukça az, daha doğrusu komediden anladığınız kahkalara boğulmaksa bu filme tür olarak komedi yazmak doğru değil. Zaman zaman suratınıza bir tebessüm yerleştirmeyi kolayca başarabiliyor.

Konusu aslında birkaç farklı filmde karşınıza çıkmıştır, hatta ufak değişikliklerle onlarca benzer bile bulunabilir. Biri fakir diğer zengin iki kişinin hayatı bir noktada kesişir ve aralarındaki kültürel ve ekonomik farklılıklara rağmen birbirleriyle çok iyi dostluk kurarlar. Böylece insanlar arasındaki sınıfsal farklılıkların aslında bir noktaya gelindiğinde hiçbir anlam ifade etmediğini seyirci olarak anlamış oluruz.

“Ya Şimdi Ya Asla”da ise Edward Cole(Jack Nicholson) ve Carter Chambers’ın (Morgan Freeman) yollarını kesiştiren şey kanser olmalarıdır. Edward, pek çok alanda yatırımları olamasına rağmen asıl işi hastane işletmeciliği olan bir milyoner, Carter ise maddi sorunları nedeniyle üniversiteyi terk etmek zorunda kalmış ancak oldukça bilgili bir araba tamircisidir. Herikisi de tedavi için gittikleri hastanede aynı odayı paylaşırlar, üstelik hastane Edwarda aittir.

Sınıf farklıklıkları hemen kendini belli eder. Edward’ın yemeklerini (ve her istediğini) yardımcısı özel hazırlanmış olarak getirirken, Carter’a eşi evden sefer tası ile yemek getirmektedir. Edward’a doktoru oldukça ilgi gösterirken, sık sık ziyaret ederken Carter’ın doktoru boyunca bir kez bile gözükmez. Edward, ekonomik gücününün kendisine verdiği güven ve umursamazlık ile yaşarken (mesela yardımcısının kendisine getirdiği yemeği, hemen yanında yatan Carter ile paylaşmayı bile akıl edemez veya akıl etse bile dile getirmez. Ancak yardımcısının uyarısı ile “mecburen” teklifte bulunur.) Edward çoktan aldığı sorumluklar nedeniyle yaşamın tekdüzeliğine kapılmıştır.

Filmin ilk bölümü çoğu kişi için sıkıcı gelebilir. Çünkü bir hastane odasında iki ayrı sınıftan insanın önce birbirlerine “mecburen” katlanmalarını, ardından zaman geçtikçe birbirlerine ısınmalarını ve kaynaşmalarını seyretmek pek çoğumuzu sıkar. Ancak bu bölüme Jack Nicholson oldukça iyi bir performans sergilemiştir. Edward’ın ameliyattan sonra “umursamaz” davranışlarının sonucu çektiği acı ve sıkıntıları oldukça güzel oynamıştır.

İlk önce Carter ardında da Edward ameliyat ve kemoterapi tedavilerinin yetersiz olduğunu ve geriye yaşayacak fazla zamanlarının olmadığını öğrenir. Carter bu haberi almadan önce oldukça moralli gözükmeye çalışmakta ve kendini tedavi olup hastaneden çıkacağına inandırmaya çalıştırmaktadır. Bu yüzden kendine bir yapılacaklar listesi hazırlar. Fakat bu listeyi tamamlamaya fırsat kalmadan durumunu öğrenir ve kağıdı buruşturup atar. Edward da durumunu öğrendikten sonra Carter’ın buruşturup attığı kağıdı odada bulur ve listeyi okumaya başlar. Carter ve Edward liste üzerinde bazı değişiklikler yaparlar. Son zamanlarını yaşadıkları için hayatlarında yapmak isteyip de yapamadıkları veya erteledikleri veya yapmaya cesaret edemedikleri çılgınca şeyleri listeye ekleyip ölmeden önce hepsini tamamlamaya çalışırlar.

Filmin ikinci bölümü, ilkine kıyasla oldukça hareketli geçiyor. Bu bölümde listedeki yapılacaklar tek tek tamamlanmaya çalışılırken Edward ve Carter’ın dünya görüşü hakkında daha detaylı bilgilere sahip oluyoruz. Zengin karakterin aslında göründüğü gibi ukala ve umursamaz olmadığını, fakir karakterin aslında oldukça kültürlü ve bilgili olduğunu…

Filmin sonu ise oldukça dramatik bitiyor. Aslında son kısmı yayınlamadan izleyicilere sorsak nsaıl bitirelim bu filmi diye sanırım büyük çoğunluğu çok benzer şekilde bir son yazardı. Neyse, giriş ve gelişme bölümünden bu kadar detay verdikten sonra bari sonu da size kalsın.

Her iki başrol oyuncusunun performansı da gayet başarılı. Filmi anlamak için diyaloglar ve sahneler üzerinde kafa yormanızı gerektirmeyen, filmin başındaki replikleri veya olayları aklınızda tutmanızı gerektirmeyen, konuyu anlamak için sahnelerdeki veya diyaloglardaki detayları sıkı takip etmenizi gerektiren bir değil. İzlemesi ve anlaması basit fakat oyuncuların ortaya çıkardıkları karakterler gayet inandırıcı ve etkileyici.

Yazdır Yazdır | 821 Görüntülenme | Kategori: Kültür & Sanat | Trackback  Geri İzleme
Etiketler  Etiketler: , , , , ,

Benzer Yazılar


Yorum Yap


(gerekli)

(gerekli,yayınlanmaz)




XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>